Stellantis, otomobillerde yapay zekâ kullanımını sürüş destek sistemlerinin merkezine taşıyor. Şirket, Wayve ile yürüttüğü iş birliği kapsamında geliştirilen AI Driver teknolojisini Fiat ve Maserati modelleri üzerinde göstermeye başladı.
Sistem, Fiat 500e ve Maserati Grecale geliştirme araçlarına entegre edildi.
İş birliğinin hedefinde, gelişmiş sürüş destek sistemlerinden daha yüksek otomasyon seviyelerine uzanan ortak bir teknolojik altyapı oluşturmak bulunuyor.
Her yolu önceden öğrenmek zorunda değil
Wayve’in yaklaşımını klasik sürüş destek sistemlerinden ayıran nokta, yapay zekânın kullanım biçimi.
Geleneksel sistemlerde aracın karşılaşabileceği farklı senaryolar için çok sayıda kural ve harita verisi hazırlanırken Wayve, kameralar ve diğer sensörlerden gelen verileri kullanarak çevresindeki ortamı yapay zekâ modelleriyle yorumluyor.
Şirket bu yaklaşımı “Embodied AI” olarak tanımlıyor.
Amaç, sistemin daha önce ayrıntılı biçimde haritalandırılmamış yollar ve farklı trafik koşullarında da sürüş kararları verebilmesi.

Fiat 500e ve Maserati Grecale ile test ediliyor
Teknolojinin dikkat çekici taraflarından biri farklı sınıftaki otomobillere uygulanabilmesi.
Wayve’in aynı temel yapay zekâ sistemi küçük elektrikli Fiat 500e ile daha büyük ve güçlü Maserati Grecale üzerinde çalıştırılıyor.
Bu yaklaşım Stellantis açısından önemli. Grubun çatısı altında Fiat, Peugeot, Citroën, Opel, Jeep, Alfa Romeo, Maserati ve DS Automobiles dahil çok sayıda marka bulunuyor.
Tek bir yapay zekâ altyapısının farklı araç platformlarına uyarlanabilmesi, teknolojinin gelecekte çok daha geniş bir model ailesine taşınmasını mümkün kılabilir.
Eller serbest sürüş hedefleniyor
Stellantis ve Wayve’in geliştirme programında ilk hedeflerden biri Seviye 2+ ve Seviye 2++ gelişmiş sürüş destek sistemleri.
Bu seviyelerde araç belirli koşullarda hızlanma, frenleme ve direksiyon kontrolünü gerçekleştirebiliyor. Bazı kullanım senaryolarında eller serbest sürüş mümkün olabiliyor.
Ancak Tesla’nın FSD Supervised sisteminde olduğu gibi burada da sürücü sorumluluğu ortadan kalkmıyor. Sürücünün yolu takip etmesi ve gerektiğinde kontrolü devralmaya hazır olması gerekiyor.
Dolayısıyla sistem otonom veya sürücüsüz otomobil anlamına gelmiyor.
Stellantis sistemi milyonlarca otomobile taşımak istiyor
İki şirket arasındaki iş birliğinin nihai hedefi yalnızca birkaç test otomobili değil.
Stellantis, Wayve’in yapay zekâ teknolojisinin grubun yeni nesil araç mimarileriyle bütünleştirilmesini değerlendiriyor. Böylece aynı temel sistemin farklı fiyat ve araç segmentlerine ölçeklenebilmesi hedefleniyor.
Bu da yapay zekâ destekli sürüş teknolojilerinin yalnızca üst sınıf otomobillerde değil, daha erişilebilir modellerde de kullanılmasının önünü açabilir.
Otomobilde yapay zekâ yarışı büyüyor
Stellantis’in hamlesi otomotiv sektöründeki daha büyük bir dönüşümün parçası.
Tesla FSD Supervised’ı Avrupa’ya taşımaya çalışırken, Mercedes-Benz, BMW ve Çinli üreticiler de gelişmiş sürüş destek teknolojilerine yatırımlarını artırıyor.
Rekabet artık yalnızca batarya kapasitesi, menzil veya motor gücü üzerinden yürümüyor. Otomobilin çevresini ne kadar iyi algıladığı ve karşılaştığı yeni durumlara nasıl tepki verdiği de markalar arasındaki yarışın önemli bir parçasına dönüşüyor.
Stellantis ile Wayve’in yaklaşımı başarılı olursa aynı yapay zekâ beyninin Fiat’tan Maserati’ye kadar çok farklı otomobillerde kullanılabilmesi bu yarışta grubun önemli avantajlarından biri olabilir.



